Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bizim GENÇLİĞİMİZ

Yazar Emrah ŞİMŞEK’in Kaleminden

Yazar Emrah ŞİMŞEK'in Kaleminden

Bizim gençliğimizde sevdalar daha güzel değil miydi?
Okuldaki masamıza kazırdık sevdamızı.
Uzaktan severdik;
Sevgilinin yanımızda olması gerekmezdi,
Hatta pek de hoş karşılanmazdı.
Ulaşılmamak sevgiyi küçültmez,
Aksine içimizde büyütürdü.
Bir göz göze gelmek her şeye yeterdi.

Beklerdik…
Hem de çok beklerdik.
Beklemek koymazdı bize.
Okul çıkışında tir tir titreyerek beklerdik,
Hiçbir karşılık beklemeden.
Bir kez görmek,
Bir anlık karşılaşma,
Yaşanan kısa bir bakış
Alırdı bütün yorgunluğumuzu.

Yorgunluk demişken;
Biz yorulmayı bilmezdik.
Hayatımız okul, iş ve evden ibaretti.
Sabah okul, öğlen iş, akşam ev…
Ama ev dediğimiz mabed,
Akşam altıda gelip televizyon karşısına geçmek değildi.
Gece yarılarına kadar çalışır,
Evi çoğu zaman sadece uyumak için kullanırdık.

Harıl harıl çalışırdık;
Hem okur hem çalışırdık.
Okulda öğretmen, dükkânda usta eğitirdi bizi.
Kolay kırılan cam gibi değildik;
Canımız yanardı belki ama
Hemen dağılmazdık.

Bizim gençliğimizde sözün ağırlığı vardı.
Ağızdan çıkan laf, verilen söz sayılırdı.
Dostluklar hesapsızdı;
Bir çay, bir simit
Yetip artardı muhabbeti koyulaştırmaya.

Telefon yoktu hayatımızda,
bir “nasılsın” demek için
yollar aşılırdı.
Dostun hatırı kapıdan sorulmaz,
yanına gidilirdi.

Sevgiliye ulaşmak cesaret isterdi,
bazen bir telsiz yetinirdi kalbe.
Polis anonsu düşerse sessizleşirdik,
ödümüz kopar, nefesimiz tutulurdu.
Şebeke bulunmazdı çoğu zaman;
telsizin başında uyuyakalırdı umut.

Lüküs lambamız vardı bizim,
gaz lambasıyla aydınlanırdı geceler.
Her akşam yakılırdı,
zaten elektriğin gitmediği gece yoktu.
Ama dert edilmezdi karanlık,
çünkü şarjla ölçülmezdi hayat.

Sobamız vardı bir de…
Üstünde çay demlenir, kestane patlardı.
Ortası yemek, pastayla dolu,
altı soğuyan umutları yeniden ısıtırdı.
Etrafında avuçlarımız, yüzümüz,
içimiz ısınırdı sessizce.

Soba varsa birlik vardı,
yakınlık vardı.
Oturacak yer için kavgalar olurdu belki
ama kimse üşümezdi…
Ne bedeni,
ne de kalbi.

Mektuplarımız vardı bizim,
Satır aralarında saklanan duygularımız…
Cevabı günler sonra gelse de
Beklemekten usanmazdık.
Telefonun suskunluğunu sevdaya yorar,
Sessizliği terk edilmişlik sanmazdık.

Düştüğümüzde kimseye yük olmazdık;
Kalkmayı kendimize borç bilirdik.
Şikâyet etmekten çok
Şükretmeyi öğrenmiştik.
Sabır ayıp değil,
Erdemdi bizde.

Hayallerimiz büyük değildi belki
Ama tertemizdi.
Bir iş, bir yuva,
Alın teriyle kazanılmış bir hayat
Yeterdi bize.

Şimdi dönüp bakınca anlıyoruz ki
Biz fakir değildik,
Sade yaşıyorduk.
Eksik değildik,
Kanaatkârdık.
Yoruluyorduk ama
Yılmıyorduk.

Bizim gençliğimiz böyleydi işte…
Kalbi yorgun,
Vicdanı rahat,
Gururu dimdik bir gençlikti.