Hakkari’nin Derecik ilçesinden çıkan genç yetenek Fuat Yılmaz, edebiyat alanında elde ettiği başarıyla adından söz ettirmeye başladı.
Necmettin Erbakan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi olan Yılmaz, Türkiye genelinde düzenlenen önemli bir şiir yarışmasında dereceye girerek büyük bir başarıya imza attı.
Yıllardır şiir ve edebiyat alanında çalışmalar yürüten Fuat Yılmaz’ın akademik yolculuğu ise Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile başladı.
Edebiyata olan ilgisini sürdüren Yılmaz, bu alandaki üretimini kararlılıkla devam ettirdi.
Bingöl Üniversitesi tarafından düzenlenen ve Türkiye genelindeki tüm üniversite öğrencilerine açık olan Naat-ı Şerif (Peygamber Efendimiz’e övgü) şiir yarışmasına “Seher Bülbülü” adlı eseriyle katılan Yılmaz, yüzlerce eser arasından sıyrılarak Türkiye derecesi elde etti.
Elde ettiği bu önemli başarıyla hem kendi adını hem de memleketi Hakkari’nin Derecik ilçesini gururlandıran genç şair, başarısının ardındaki motivasyonu da açık yüreklilikle paylaştı.
Yılmaz, yetiştiği topraklar olan Derecik’e, Derecik halkına ve kendisine destek olan Hasan Dinç’e teşekkür ederek, edebiyat yolculuğunda bu toprakların hikâyelerini yazmaya devam edeceğini ifade etti.
“Ömrümü vakfedeceğim bu yolda, memleketimin acılarını, masum aşklarını ve insanlığını yazmaktan asla geri durmayacağım” diyen Yılmaz, edebiyat dünyasında güçlü bir iz bırakmaya hazırlanıyor.
Bu anlamlı başarı, Derecik’ten Türkiye’ye uzanan bir gurur hikâyesi olarak kayıtlara geçti.
Dereceye Girmesini Sağlayan Şiir:
Seher Bülbülü
Yıl 571.
Rıdvan karşılıyor seni
Nurlu kundağında,
Asiye’nin, Meryem’in omuzladığı
Amine’nin kucağında.
Mekke’de kız doğuran anaların,
Panayırlarda güreşte yenilenlerin,
Kâbe’ye şiiri asılmayan şairlerin
Ve kuşu ölen sabilerin
De derdiyle dertlenirdin sen.
Üstünde sana muhafız bulut,
Necid çöllerinde
Fesahatlı Arap şairlerin,
Kâhinlerin ve sâhirlerin
Birer şiir şerhası.
Gül yüzünden okunuyor yetimlik,
Gül yüzlü; Abdulmutalib’in şehlalısı.
Senin kapın,
Hiç içeriden kilitlenmedi ya Resulullah.
Tırnak uçlarıyla çaldılar kapını
Seni çağırmak için.
Seher vakti bir bülbül gibi,
Uyandırdığın karanlık çağlar misali.
Şimdi kimsecikler kalmadı yanımızda.
Koşuyorlar sana doğru bin atlı ile aşka.
Cüzdanımda sana mahcup anne resmi
Ve hüzn ü mirasından başka.
Bu dünya,
Sen gözlerini yumduğunda ya Nebi
Göz çukurunda biriken o gözyaşına muhtaç.
Artık Safa’dan gelmiyor düşmanlı akın,
Ebu Kubeys’ten duyulmuyor nurlu hutbe.
Karanlık bize bizden yakın
Yol ayrımında bekliyor; Ebu Cehl ile Utbe.
Ey sevgili!
Kaldık şeytanlı zara.
Ne Bilal’ler çıkıyor Kâbe’ye senden tecelli,
Ne Yesevi’ler iniyor 63’ünden sonra mezara.
Ümmetine kulpu kırık testi kaldı, acıdan teselli.
Yıl 632.
Ebva’dan, Medine’den, Kudüs’ten ve dünyadan
Birer birer yükseliyor ızdırap.
Her yer azap, her yer karanlık aydan.
Fuat YILMAZ

