Açıklamada, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığı; kadın emeğinin sömürülmesine, ayrımcılığa, yoksulluğa ve şiddete karşı verilen mücadelenin simgesi olduğu vurgulandı. Kadınların tarih boyunca eşitlik ve özgürlük için verdikleri mücadelenin bugün de dünyanın birçok yerinde sürdüğü ifade edildi. KESK Şubeler Platformu Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada, ekonomik krizlerin ve güvencesiz çalışma koşullarının en çok kadınları etkilediği belirtilerek, esnek ve güvencesiz çalışma modellerinin kadın emeğini görünmez hale getirdiği kaydedildi. Özelleştirmeler ve kamusal hizmetlerin zayıflatılmasının kadınların yaşamını daha da zorlaştırdığı ifade edildi. Kadınların hem çalışma hayatında hem de ev içi emekte büyük bir yük taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, bakım hizmetlerinin kamusal bir sorumluluk olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Kreş ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesinin kadınların çalışma hayatına katılımı açısından önemli olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın etkin şekilde uygulanması, kadınlara güvenceli iş ve insanca yaşamaya yetecek ücret sağlanması, iş yerlerinde taciz ve şiddeti önlemeye yönelik ILO 190 sayılı sözleşmesinin onaylanması, karar mekanizmalarında kadınların eşit temsil edilmesi ve kamusal kreşlerin yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi. Basın açıklamasının sonunda tüm kadınlara dayanışma çağrısı yapılarak, eşit ve özgür bir yaşam için mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği mesajı verildi.