“Yeni yıl, savaşın değil barışın yılı olsun” başlığıyla paylaşılan mesajda, Ortadoğu’da yüzyılı aşkın süredir devam eden çatışmaların tarihsel, siyasal ve toplumsal nedenlerine dikkat çekildi.
Öcalan mesajında, emperyalist müdahalelerle şekillenen süreçlerin, milliyetçilik ve mezhepçilikle birleşerek Ortadoğu’yu derin çatışmalar, yıkımlar ve toplumsal yarılmalarla karşı karşıya bıraktığını ifade etti.
Bugün bölgede yaşanan etnik ve mezhepsel gerilimlerin, köklerini bu acı dolu yakın tarihten aldığına vurgu yapıldı.
Hegemonik sistemin “böl, yönet ve tahrik et” politikalarının farklı biçimlerde sürdürüldüğü belirtilerek, bu anlayışın yeni çatışmalara zemin hazırladığı kaydedildi.
Mesajda, tüm bu koşullara rağmen geliştirilen Barış ve Demokratik Toplum perspektifinin, yalnızca bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluk olduğu vurgulandı.
Bu perspektifin doğru anlaşılması halinde yeni çatışmaların önüne geçilebileceği, halkların eşit ve özgür bir yaşamı birlikte kurabileceği ifade edildi.
Önümüzdeki dönemde temel sorumluluğun, kısa sürede ortaya çıkabilecek yeni çatışmaları engellemek ve telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçmek olduğu belirtildi.
Ortadoğu’da derinleşen krizlerin ve politik çatışmaların, binlerce yıldır süregelen despotik ve iktidar odaklı devletçi uygarlık anlayışının tıkanmasının kaçınılmaz bir sonucu olduğu dile getirildi.
Bu bağlamda Kürt meselesinin çözümünün, ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşıyla mümkün olabileceği vurgulandı. Sorunun savaş, askeri ve güvenlikçi yöntemlerle değil; halkların iradesini esas alan demokratik bir zemin üzerinden ele alınmasının hayati önemde olduğu ifade edildi.
Kadın özgürlüğü başlığı mesajın önemli vurgu alanlarından biri oldu. Kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşmesinin mümkün olmadığı belirtilirken, erkek egemen zihniyet çözülmeden savaş kültürünün sona ermeyeceği ve barışın kalıcı hale gelemeyeceği ifade edildi.
Bu nedenle kadın özgürlüğünün, demokratik toplumun kurucu ve vazgeçilmez ilkesi olarak ele alındığı vurgulandı.
Suriye’de yaşanan gelişmelere de değinilen mesajda, ortaya çıkan kaotik tablonun demokratikleşme ihtiyacının açık bir yansıması olduğu belirtildi.
Yıllarca süren tekçi, baskıcı ve inkârcı yönetim anlayışının; Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve tüm halkların özgürlük ve eşitlik taleplerini daha da güçlendirdiği ifade edildi. SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talebin, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal model olduğu kaydedildi.
Bu yaklaşımın, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de barındırdığı ve mutabakatın uygulanmasının süreci rahatlatacağı ifade edildi.
Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesinin hayati önemde olduğu belirtilen mesajda, bunun hem bölgesel barış hem de Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi açısından kritik bir rol oynayacağı vurgulandı.
Ortadoğu’nun modern tarihinin büyük ölçüde “negatif devrimler”, yani savaş, zorbalık, inkâr ve yıkım tarihi olduğuna dikkat çekilen mesajda, buna karşılık önerilen yolun “pozitif devrim” olduğu ifade edildi.
Bunun ise toplumun demokratik, barışçıl ve ahlaki-politik yöntemlerle yeniden inşa edilmesi anlamına geldiği belirtildi.
Barışın bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olduğuna vurgu yapılarak; barış ortamında yürütülecek hak, hukuk ve demokratikleşme mücadelesinin nefret, karşıtlık ve öfkeyi ortadan kaldıracağı, herkes için yeni bir yaşamın kapısını aralayacağı ifade edildi.
Mesajın sonunda, yeni yılın savaşların, yıkımın ve ayrışmanın değil; demokratik uzlaşının, barışın ve halkların ortak geleceğini birlikte inşa etme iradesinin yılı olması temenni edildi.
Abdullah Öcalan, başta mücadele eden halklar olmak üzere tüm dostların yeni yılını kutlayarak, yeni yılın tüm halklara barış ve onurlu bir yaşam getirmesini diledi.
Abdullah Öcalan
30 Aralık 2025 – İmralı

