Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için hem kullanılan dilin hem de hazırlanacak hukuki düzenlemelerin kapsayıcı olması gerektiğini belirten Temel, geçmişteki yaklaşımların yeni bir döneme taşınamayacağını söyledi.
Barışın; “teslimiyet, pişmanlık, kategorik ayrımlar, suçlu-suçsuz ve terör” kavramları üzerinden tartışılamayacağını ifade eden Temel, bu söylemin geçen yüzyılın dili olduğunu belirterek, bu anlayışın barış değil, yeni çatışmaları beraberinde getireceğini savundu.
Sürecin en önemli aşamalarından birinin “çerçeve yasa” olduğunu vurgulayan Temel, bu yasanın dönüşümün önünü açacak, güven ortamını güçlendirecek ve çözümü mümkün kılacak temel hukuki zemin olması gerektiğini söyledi.
Kapsayıcı olmayan bir düzenlemenin amacına ulaşamayacağını dile getirdi.
Sürecin kritik bir eşikte bulunduğunu ifade eden Temel, “Çok zorlu rakımlar aşıldı.
Şimdi zirveye yaklaşıyoruz ancak en tehlikeli düşüşler de zirveye en yakın anlarda olur.
Çerçeve yasa, zirveye sağlam çıkmanın aracı olmalıdır.” sözleriyle sürecin hassasiyetine dikkat çekti.
Hazırlanacak yasal düzenlemenin müzakere edilerek ve tüm tarafların hassasiyetleri gözetilerek oluşturulması gerektiğini belirten Temel, tek taraflı bir yaklaşımın sürece zarar verebileceğini ifade ederek, iktidarın böyle bir yöntem izlemeyeceğini umduğunu söyledi.

