Yazısında, geçmişte cenaze yaşanan mahallelerde televizyonların sesinin kısıldığını, yüksek sesli müzik ve eğlencenin uygun görülmediğini anlatan Işık, bunun yazılı bir kuraldan çok vicdanla yaşatılan bir saygı anlayışı olduğuna vurgu yaptı.
Işık, “Komşunun acısı benim acımdır” düşüncesinin Hakkâri’de güçlü bir gelenek olduğunu belirterek, cenaze evlerinin yalnız bırakılmadığını ve acılı ailelerin yükünün komşular tarafından paylaşıldığını dile getirdi.
Günümüzde hayatın hızlanması ve teknolojinin yaygınlaşmasıyla insanların birbirine daha kolay ulaşmasına rağmen kalplerin birbirinden uzaklaştığını belirten Işık, geçmişte günlük yaşamın tamamına yayılan yas ve hürmet anlayışının zayıfladığına dikkat çekti.
Öğretmen AbdulMenav Menav Işık, yazısında şu çağrıyı yaptı:
“Bir cenaze olduğunda biraz sessiz olmak, bir müziğin sesini kısmak, eğlenceyi ertelemek, acılı bir komşunun kapısını çalmak çok büyük şeyler değildir. Ama bunlar, insan olduğumuzu hatırlatan küçük ve değerli davranışlardır.”
Işık, toplumların büyüklüğünün yalnızca yaşayanlarına değil, hayatını kaybedenlere ve acı yaşayan insanlara gösterdiği saygıyla da ölçüldüğünü ifade ederek, Hakkâri’nin geçmişten kalan güzel değerlerinin yeniden hatırlanması gerektiğini vurguladı.

